29 Mart 2008 Cumartesi

Sağlık Sisteminde Savurganlık

Tıpta çok pahalıya mal olan bazı görüntüleme teknikleri kullanılıyor; örneğin MR gibi. MR çektirip resimleri ve teşhis mektubunu koltuğunuzun altına alıp gidiyorsunuz. Eğer teşhis ciddi bir hastalığa işaret etmiyorsa, resimleri de mektubu da unutuyorsunuz. Genellikle yıllar sonra bu resimler—kontrol için yeniden gerektiğinde—bir daha bulunamıyorlar. Hasta olarak bunları saklamadığınız gibi, bir sürü para verip MR çektirdiğiniz yerin de bunları saklanmadığını öğreniyorsunuz. Neden?

Neden bu kadar masraflı tanı yöntemleri sadece bir seferlik kullanılıyor ve sonra atılıyorlar? Filmleri DVD'ye kaydedip tekrar tekrar seyredebiliyoruz; ama bu görüntüleri saklayamıyoruz. O yüzden de birçok defa gereksiz yere aynı görüntüleme işlemi yeni baştan yapılıyor; bir önceki kayıp diye. Ne kadar gelişmiş olursa olsun, dünyada bu soruna çözüm bulmuş bir ülke yok. Bu savurganlık beni şaşırtıyor.

21 Şubat 2008 Perşembe

Sigara İçenler İkinci Sınıf Vatandaş mı?

Sigara konusu açılınca arada sırada duyduğum bir söz de şudur: "Sigara içenlere resmen ikinci sınıf vatandaş gibi davranılıyor." Özellikle bu sözü sigara içmeyen insanlardan duymak bana şaşırtıcı geliyor. Neden mi?

Düşünün ki öğle yemeği için bir lokantaya gittiniz. Yemek sırasında, etrafınızdaki masalaradan birileri arada sırada kalkıp yanınıza geliyor ve size bir yumruk attıktan sonra masasına geri dönüp yemeğine devam ediyor. Niye yaptıklarını sorduğunuzda size şöyle yanıt veriyorlar: "Yumruk atmak hoşuma gidiyor, bütün günün stresini üzerimden atıyor. Ayrıca kilomu korumam konusunda da yardımcı oluyor bana."

Şimdi de seksten sonra yanındaki eşine orgazm yumruğu atan birisini gözünüzün önüne getirin.

İşte, sigara içenlerin sigara içmeyenlere yaptıkları bu örneklerdeki yumruk atmaya benzetilebilir. Nasıl ki birlerinin size gelip yumruk atmasını kabul etmezsiniz, bulunduğunuz ortamda sigara içilmesini de kabul etmemeniz gerekir. Çünkü ikisi de birilerinin zevki için, sizin sağlığınızı tehlikeye atan durumlar. Ekonomi dilinde buna olumsuz dışsallık (İngilizce: negative externality) deniyor.

Bazıları bu yazdıklarıma karşı çıkıp, "sigara içmeyenler, sigara içenlerin olduğu yerlere gitmesin" önerisini getirebilirler. Ancak bunun uygulanması neredeyse imkansız; çünkü sigara içilmeyen lokanta, bar, kafe veya kahvehane yok gibi. Sigara içilmeyen bölümü olan lokantalarda bile bu bölümlere sigara dumanı doluyor. (Avrupa'nin ortasındaki bir ülkede, bir amerikan lokantasında, sigara içilmeyen yer isteyince bana tuvalet kapısının önündeki bir masayı vermişlerdi.) Kısacası, şimdiye kadar asıl sigara içmeyenelere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılıyordu.

Bazıları da sigaranın sadece sigara içenlere zarar verdiğini, buna kimsenin karışmaması gerektiğini iddia edebilir. Zaten kimse sigara içenlerin sadece kendilerine zarar vermelerine karışmıyor. Sigara yasaklarıyla engellenmek istenen, sigara içenlerin içmeyenlere verdiği zarar. Yoksa herkes istediği kadar sigarayı açık havada veya kendi evinde içme konusunda serbest. AB'nin gençleri sigaraya başlamamaya teşvik için hazırladığı web sitesine göre, AB'de her yıl yaklaşık 19 000 sigara içmeyen insan, sigara içenler yüzünden ölüyor. Amaç bu insanların öldürülmesini engellemek.

Bir dahaki sefere biri sizden izin almadan yanınızda sigara içmeye başlarsa, ona bir yumruk atmayı deneyin. Eğer bir şey demezse, sigara içmeye devam edebilir.

14 Şubat 2008 Perşembe

Sigara Yasakları ve Lokantalar

Özellikle bar ve lokanta sahipleri Türkiye'de uygulanması kararlaştırılan geniş kapsamlı sigara yasağına, bu yasağın müşteri sayılarını düşüreceği korkusuyla karşı çıkıyorlar. Türkiye'de bar sayısı gözardı edilebilecek kadar az olduğu için ben konuya lokanta sahiplerinin gözünden bakmaya çalışacağım. Sanırım lokanta sahipleri sigara yasağının sonuçlarının ne olacağını tam kestiremiyorlar:
  • Müşteriler lokantaya yemek ve içmek için gidiyorlar; sigara içmek için değil. Bu yüzden de sigara içen müşteri sayısında azalma olacağını beklemiyorum.
  • "Duman altı" olmaktan korktuğu için lokantalara uğramayan sigara içmeyenler, lokantaların müşteri sayısını arttırabilirler.
  • Eğer bu yasaklar gerçekten uygulanabilirse, Türkiye'de sigara içen sayısında azalma olacağını bekleyebiliriz. Hem bu yüzden, hem de lokantada sigara içememekten dolayı, müşterilerin daha çok harcama yapması beklenebilir. İştahı kapattığı bilinen sigara olmayınca, müşterilierin iştahlarında bir artış olacaktır. Bu da lokantaların satışlarını arttırmasını sağlayacaktır.
Sonuç olarak ben, sigara yasağının lokantalar için daha iyi olacağını düşünüyorum. Son yapılan araştırmalar da örneğin Avustralya ve İrlanda'daki yasakların lokanta ve hatta bar müşteri sayısını arttırdığını gösteriyor.

Dünyadaki gelişmiş ülkelerin çoğu Türkiye'nin planladığı sigara yasağına benzer yasakları çoktan uygulamaya başladılar bile. Ama Avrupa'daki iki ülke bu konuda Türkiye'nin de gerisindeler. Sigara içenler için cennet, içmeyenler için cehennem olan bu iki geri ülke şunlar: Almanya ve Avusturya.

25 Ocak 2008 Cuma

2007 Yabancı Fon Raporu

Forbes Türkiye'nin Ocak 2007 sayısında, Türkiye'de satılan fonların performansları karşılaştırılmış. Forbes'daki verilere göre, toplam 68 fon içinde sadece 3 tanesi İMKB 100 endeksinden daha iyi getiri sağlamışlar. Burada hemen şu soru akla geliyor: Yerli fon yöneticileri, yabancı fon yöneticilerinden daha mı başarısız? Sanırım bu sorunun yanıtı birçok insan için "evet". Medyadaki haberlere bakılacak olursa, Türkiye'de yabancılar borsadan çok iyi para kazanıyorlar.

Sorunun gerçek yanıtını bulabilmek için ben de yurtdışında satılan ve Türkiye'deki hisse senetlerine yatırım yapan fonların 2007 yılı getirilerini derledim. Yandaki tabloda bu getirileri yukarıdan aşağıya sıralı bir şekilde gösteriyorum. Hemen görüldüğü gibi, toplam 10 fon içinde İMKB 100 endeksinden daha iyi getiri sağlayan sadece bir tane fon var. Viyana'dan yönetilen ESPA Stock Istanbul fonu, diğer fonları açık ara geride bırakmış. Listedeki fonların çoğu Avrupa'dan yönetilen fonlar. Turkish Investment Fund Amerika'da borsa üzerinden alınıp satılabilen bir fon. Bu fon aynı zamanda en uzun süredir piyasada olan fon (1990 yılından beri). Listedeki son fon ise İŞ Bankası'nın yönettiği ve daha çok Almanya'daki yatırımcılara hitap eden bir fon.

Bu kadar veriden sonra sanırım şunları diyebiliriz:
  • Fonlara yatırım yapan yabancılar IMKB'de Türklerden daha çok para kazanmıyorlar.
  • Yerli ve yabancı yönetici farkı olmaksızın fonlar genelde endeksten daha kötü getiriyor.
Şimdi de şu soru akla geliyor: Yatırımcılar neden endeksten daha kötü getiren fonlara para yatırıyorlar?

18 Ocak 2008 Cuma

Pazarlama Guruları

Pazarlama gurularına dökülen paralar beni her zaman için şaşırtmıştır. Bunu iki sebebi var:
  1. Söyledikleri şeyleri internette iki dakika içinde bulup bedavaya okuyabilirsiniz.
  2. İddia edildiği gibi konularında uzman kişiler değiller. Tek başarıları, insanları yüksek paralar vererek onları dinlemeye ikna etmiş olmaları.
Bu konuda daha fazla yazmayıp, geçenlerde Uykusuz dergisinde bulduğum bir yazıyı sizinle paylaşacağım. Bu yazıyı, Barış Uygur'un akıl fikir ofisi adlı köşesinden aldım.